AH GÜZEL İSTANBUL

 Hakikaten kocaman bir AAHHH!
Yüz yıllardır paylaşılamayan, birçok şair, yazar ve yönetmene, ressama ve müzisyene ilham olan şehirlerin cinsiyeti olacak olsa harika bir kadın olacak olan güzel İstanbul... Güzelliğin aksetmiş boğazın sularına ve saçların savrulur erguvan kokularında!

Gündüzleri o kadar perişan, pejmürde ve bir o kadar da telaşlısın ki akşamını bilmesem yüzüne bile bakamam inan...

Ama akşam olup da geceye vardığında, giyinip lacivert kadife uzun kuyruklu tuvaletini, takıp da takıştırınca elmasları, yakutları, incileri işte o zaman nutkum tutulur, kalakalırım güzelliğinin karşısında... Hiç sabahlar olmasında seni doyasıya içime sindireyim isterim.

Bin bir türlü müzik, bin bir çeşit kokulu meltem ve gökyüzünde dans eden sularında sen!

O zaman seslenirim Çamlıca´dan;

"Ah güzel İstanbul! Sen benim canımsın."

Bilmem ki, bu İstanbul sevdası daha kaç yüzyıl sürecek. Kim bilir daha kimler gelip geçecek ve iç geçirerek diyecek ki;

"Şu boğazın kıyısında bir yalım olsaydı ve bir tatlı huzur ile yaşamıma devam edebilseydim..."

Doğrudur, İstanbul´da parasız yaşanamaz. Ama paran olup da vizyonun yoksa da tadı çıkmaz. Bu biraz sert bir tabir gibi gelse de güzel İstanbul nimetlerini bize hep para karşılığı sunar. Tam da bu sebepten olsa gerek "İstanbul´un taşı toprağı altın" demişler. Artık İstanbul Hanım ne kadar biriktirdiyse paraları, o kadar altına yatırmış demek!

Dedim ya gündüzleri yüzüne zor bakılır, geceleri görenler güzelliğine bayılır!

Böylece kabul edersek, İstanbul´da yaşanır. Zaten İstanbul´lular da bunu bilir ve O´na böylece katlanır. Örneğin; mesafeler daima çok uzak olduğundan ve zaman gerektirdiğinden, cebinizde mutlaka gidiş-dönüş için bir miktar para olmalı ve zaman dengesini iyi ayarlamalısınızdır. Zaman kaybı da istemsiz olarak çok olduğu için, karnınız acıktığında veya yorulduğunuzda, oturup dinlenmek ve yiyip içmek için ayrı bir meblağ olmalı. Bu en minimuma indirgenmiş İstanbul turunda bile para önceliğiniz olmalı malesef. Parası olmayana, İstanbul’un tadı yok! Ayrıca sizi temin ederim, cebinizde ne kadar para varsa İstanbul´un gözü hep o paradadır. Sonuna kadar harcatmadan da peşinizi bırakmaz. Bu yüzden çok temkinli olmalı!

Eğer bu konuda mutabık isek, emin olun İstanbul´a ve tadına doyum olmaz. Siz zamanınızı ve paranızı O´nun ayaklarının altına serin bakın o size ne cilveler yapacak, ne güzellikler sunacaktır. Bu karşılılıklı alışverişte karlı çıkan herhali karda siz olursunuz. Çünkü kanaatimce dünya üzerinde böyle bir güzellik daha yoktur ve olmayacaktır. Bizlerse ne şanslıyız ki O´nun kollarının altında özgürce ve gönlümüzce bu güzelliği yaşayabiliyoruz. Tabi bu yorum son dönemde ki seçim polemiklerini kapsamayan bir yorumdur…

Zira ileriye gitmek yerine adım adım geriye giden bir ülkenin vatandaşlarıyken, ülkenin metropol olma özelliğine en çok sahip olan şehirde yaşıyoruz. Yine de ondan vazgeçemiyoruz.

Akın akın İstanbul´u ziyarete gelen diğer ülke vatandaşlarına, ülkemizin döviz kaynağı biricik turistlere bakarsanız bu dediğimin ne kadar doğru ve yerinde olduğunu anlarsınız. Nitekim tarihte bir devlet büyüğü olan ve dünyanın en büyük komutanlarından biri olarak görülen Napolyon Bonapart da demiştir ki; "Eğer dünya bir ülke olsaydı, başkenti kesinlikle İstanbul olurdu."

İstanbul´a bir de böyle bakınca onunla savaşıp,

“Sen mi büyüksün? Yoksa ben mi?” demek yerine, hep birlikte ne diyoruz;

“Gülü seven dikenine katlanıyor!”

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL