5 NİSAN KARARLARI

 Bitme noktasına gelmiş bir ekonomik tabloyla beraber sıkça yaşanan seçim süreçleri, ekonomik çöküntünün üstüne neredeyse 1,5-2 yılda bir tekrarlanan seçimlerin faturanın ilavesiyle, belirsizliğe giren bir süreç… Artan kamu harcamaları, seçimlere doğru alınan popülist kararlar, yanan çarşı Pazar, yükselişteki işsizlik ve büyüyen dar boğaz…

Nisan ayındayız ve şu anki ülke fotoğrafı da genel hatlarıyla yine önemli bir günü anımsatıyor: 1994 yılının 5 Nisan’ı.

Genel hatlarıyla demiştik. Sık değişen koalisyon hükümetleriyle beraber oluşan, hayatın rutine dönüşen seçim atmosferi, günü kurtarmaya yönelik alınan ekonomi ağırlıklı kararlar, bozulan gelir gider dengesi, yönetememe durumu… Günümüzün tek farkı tek başına 17 yıldır yöneten/yönetemeyen iktidar. Aslında tek başına demek de olanaksız olur, kısmen farklı gruplarla ya da partilerle dirsek temasları, seçime giderken girilen ittifaklar sebebiyle parçalı lakin görünürde tek partili hükümet.

Sarışın ve güzel bacımız Tansu Çiller’in önemli icraatlerinden biri de 5 Nisan Kararnamesi idi. SHP-DYP koalisyonunun başkanı da Çiller’di. Sebepleri veya bu karara giden süreci genel hatlarıyla ve günümüzle de benzer yanlarıyla yukarıdaki satırlarla belirtmiş oldum. Temelde ne olduğunu anlattıktan sonra, alınan tedbirleri ele almanın vaktidir:

1. İlk günden itibaren yüzde 73 düzeyine ulaşan Türk lirasının devüle edilmesi. Faizleri düşürmek amacıyla piyasaya fazlaca sürülen paranın dövize yönelmesi.
2. Reklam ve turizm sektöründe KDV yüzde 24’ten yüzde 15 oranına çekilerek, turizme can verme hedefine gidildi.
3. İşçi ve memur ödemeleri, bütçe ödenekleriyle sınırlı tutulup, fazla mesai ücretlerinin yarı yarıya tırpalanması.
4. Emeklilik yaşı uzatılıp, emeklilik katsayı değişikliğine gitmek.
5. A tipi (varlığa bağlı menkul kıymetler) belgeler, repo yapılabilirler arasından çıkartıldı.
6. 1 Mayıs 1994 gününden sonra yıllık vergi iadesi uygulaması başladı. Herkesin fiş biriktirip, vergi iadesi zarfı doldurduğu dönemler. Çocukluğumun anıları ya ben fiş yazardım babam okurdu ya da nöbet değişilirdi. Sanırım üçer aylık dönemlerde geri ödeniyordu.
7. O yılın ve dönemlerinin en büyük özelleştirilmesine geçildi: TÜPRAŞ, Türk Hava Yolları, Petrol Ofisi, Petkim, Havaş.
8. Merkez Bankası ve serbest piyasa arasında kur farkları oluştu. Türk lirasından kaçışlarla döviz ve faizler üzerinden yeni zenginler türedi. Rantçılık çağın gözdesine dönüşmeye başladı. 3 ay içerisinde dolar 15’ten 32’ye fırladı.
9. Kararlar ekonomide de beklenen rahatlığı sağlayamadı, elbette yılın ortalarında da küçülüp daralan ekonomi etkisi iflaslar sonucunda da işsizlik yükseliş…

Acı reçeteyi maddeleştirip sade bir anlatıma döktüm. İlk paragrafta günümüzle örtüşen yanlarını da ele almıştım ya bir farkı da belirteyim: Şimdilerde satılacak bir şey kalmadı. Kit’leri devrettiğimiz Varlık Fonu da yakın tarihte satışa çıkarıldı.

94 yılında kısmi özelleştirmeler yoluyla çareler üretilmeye gidildi. Demokratikleşmeden, bağımsız yargıdan vazgeçip hayatımızdan da çıkarınca, sıcak parayı bırakın, kaynar para da girmez oldu ülkeye. Kimse parasını riske atmak istemez! Ticaretin, ekonominin ana can damarlarından birisi de kısmen de olsa bağımsız yargıdır. Herhangi hak gaspında hakkında arayabileceğinizin güvencesidir.

Hal böyle olunca çare ne olacak dersiniz? Hani “bizden borç para istemek için” kapımızı çalan IMF’nin kapısını çalmak. Üzgünüm o da zor görünüyor. ABD ile sorunlu ilişkileriniz kopmaya varan bağlarınızın yanında IMF’nin ana garantör ve sponsorunun ABD oluşu.

İçinde olduğunuz durumdan AB/D’ye yeniden yaşanarak ülke içinde bozulan insani dengeleri düzelterek, yargıya müdahaleden vazgeçerek nefes alanları bırakıp elbette piyasadaki güvensizliği gidererek, betona yatırımdan vazgeçip canlandırarak… Çözümlerle çıkabilecek gibisiniz. Seçim sizlerin elbette!

Bir seçimden çıkıp yarın da 5 Nisan’ken… Hayırlı hafta sonları bakalım!

Etiketler:
PAYLAŞ : Facebook'ta paylaş Twitter'da paylaş Pinterest'te paylaş Linkedin'de paylaş Tumblr'da paylaş

Bültenİmİze abone olun

KAYDOL